Görme engelli Eşref Armağan ile
yaptığımız röportajı kesin tisiz yayınlamayı uygun bulduk,
çünkü çıkaracağımız her cümlenin bütünü bozacağını düşündük,
sanırız sizde bizimle aynı düşünce varacaksınız, kendisinden
özgeçmişini özellikle ressamlığı ile ilgili yaşam sal
öyküyü bakın nasıl anlattı.
"Ben Eşref Armağan. 1953 İstanbul doğumluyum, anadan dogma
görmez olarak dünya'ya geldim. Hiç dünya'yı görmedim.
Yaşadığım dünyayı 4-5 yaşında iken çok merak etmeye
başladım.çevremde neler var? Her şeyi ellerimle
kavrayabildiğim şey leri elerimle incelemeye başladım, tabi
ki incelerken sormak zorunda kaldım. Bu 6 yaşlarında olan
bir şey. Herhangi bir şeyi incelerken önce nasıl durduğunu,
ismini ne olduğunu, hangi renkte olduğunu, başka renklerde
olabilir mi? Ve 6 yönden nasıl yönden nasıl görüldüğü, bunu
beynimi yerleştirmem gerekirdi, fakat resim yapacağım diye
değildi bu uğraşım. Sadece çevremdeki şeyleri öğrenebilmek
ve korkunç bir dünyayı tanıma isteği idi.
10-11 yaşlarına kadar elerimle ellediğimi çizebilir miyim
düşüncesi vardı. Gözlerim görmediği için nasıl
öğrenebilirdim? Mutlaka elerimle, parmaklarımla dokunarak
beynimle bir şeyleri algılayabilirdim. 0 nedenle çivilerle
karton üzerine sekler çizdirmeye başladım gören kişilere. 12
yaşıma geldiğimde karton üzerine kabart mayla çiviyle
çizilmiş şekilleri parmaklarım anladığı için kolaylaştı
öğrenmem. Kuru boya ile boyamaya başladım. İlk resmim böyle
başladım. Fakat yine resim yapıp ressam olayım diye değil.
Bu arada resim yapmaya şekilleri öğrenmem çabası içinde iken
ilkokul çağları gelmişti.
Arkadaşlarım okula giderken ben
çok ilkokula gitmek istedim. Bizim o tarafta görme
engelliler için okul vardı fakat çok uzaktı. Babamım maddi
yönü zayıf olma nedeniyle yollayamadılar. Gidemedim. 0
yüzden çok merak ediyordum okulu. Babam çanta, önlük, işte
ne gerekiyorsa aldı. Ben arkadaşlarımın koluna takılarak
onlarla birlikte tabi öğretmenlerle müdüre danışarak
ilkokula gittim. Onların derslerini dinledim. Yalnız bir
problem vardı ki tahta yazılanları arkadaşlarım okurlardı,
bir de o zaman torba içinde harf ve rakamlar satılıyordu
kırtasiyelerde. Arkadaşlarıma verilen fişlerdeki yazıları
önce bu harfler nasıl duruyor öğretin nasıl yan yana geliyor lar. Nasıl heceleniyor bana gösterdiler. Onlarla
birlikte okumayı çözdüm, bunu yanında rakamları da öğrendim.
Bu ilk okul serüveni 15 yaşına kadar sürdük
Öğretmen koluma girmeyi çekinerek girmeye başladılar.
Özellikle bayan öğretmen, kendi aralarında demişler ki biz
normal diploma veremeyiz ama yine bir işe girebilmesi için
bir belge verelim. Ufak bir imtihan yapalım. Belge verelim.
İşine yarar diye ilkokul belgesi verelim 5'e kadar
okumuştur diye. Böylece hayatımın tahsili bitmiş oldu.
Resim için bir tahsil görmedim. Başka da okula gitmedim.
12 yaşımda çivi ile kabartma ile çizdiğim kuru boya ile
boy-adım. Ondan sonra elma yapıyordum. Elma nasıldı bana
getirip gösteriyorlardı kabartma çizilmiş, babam çok
yardımcı oldu. En çok babamdan aldım. Çiziyordum elmayı
sormuştum elma nasıl durur diye. Bana gösterdiler böyle
duruyordu diye. İsmi elmadır rengi; yeşili vardır alacalı
rengi vardır. Yuvarlak çizdim hemen gösterdim. Nasıl olmuş
elmaya benzemiş mi? Tamam dediler.
Yuvarlak olmuşta yuvarlak gösterir misin? Ama ben elmayı
yuvarlak çizdim. Tabi üstü yuvarlak değil sap kısmı içine
oyuk ama bana 1 ışık ve gölge vardır Allah Allah ışık ve
gölge dedim. Işık aydınlık, gölge nedir? Cismin karanlığı.
Herhangi bir cismin sol tarafına ışık sağ tarafı na tabana
vuran karanlık. Gölge nedir, çok merak ettim. Anlattılar
ışık ne tarafta gelirse cismin diğer tarafına koyu renk olur
ışığın vurduğu bölüm aydınlık olur kırmızı bir elma
yapacaksak elmadan anlatmak istiyorum. Sol taraftan gelen
elmanın üzerine gelen ışık gelen kısım kırmızıyı beyaz
katarak açık kırmızı yaptım. Yarıdan itibaren sağ tarafına
koyu kırmızı yaptım. Gösterdim oldu mu yuvarlak. Yine olmadı
şaşırdım. Aydaaa ne olacak ne yapacağız şimdi açık renk ile
koyu rengin ortasını düz yapmışız. Düz yapılmaması
gerekiyormuş yuvarlak olduğu için sınırı ay biçimde çizmek
gerekiyor bunu öğrendim. İşte karpuz, kiraz, top şeylerde
uygulamaya başladım. Tamam buraya kadar iyide gölge ne renk
kırmızı elma kırmızı gölge. Yok dediler öyle değil. Nasıl
yapılır? Elmanın durduğu taban rengi hangi renkte ise o
rengi hafif siyah katarak taban rengi koyu olması gerekiyor
onu da öğrendim. Gölgede resimler çalıştım. Ancak bilmem
unutmamam lazımdı ki bir resmin baştan başladığında hangi
taraftan ışığı gösterdimse resim biterken aynı yerde tutmam
gerektiğini öğrendim. Işığın aşağıya indikçe gölgenin
uzayabile bileceğine cismin yukarıya doğru çıktıkça gölgenin
küçüleceğini öğrendim. Hafta bir gün birisi bana aydınlık
hava güneşte var neden gölge yok diyince çünkü güneş ensemde
onun için. Hep söylüyorum resmi resim yapıyorum değil ama
çizdiğim şeyleri boyadığım şeyleri harika oluyor diye
demeye başladılar nasıl yaptın? Nasıl benzettin? Bana güç
veriyorlar birde çevremde ki insanlar yaa bırak Allah'ını
seversen görmez adam resim yapabilir mi? Çevre tuhaf görmeye başladı. Ben o zaman azme girdim ki siz bana böyle
davranıyorsunuz böyle söylüyorsunuz babamın desteği ile
anadan dogma görmez bir parmak uçlarıyla kabartma olan her
şeyi inceleyebilir beynime algılayabilir ve beyninden tekrar
parmak uca görüntü olarak düşünür parmak ucu verdiği bilgi
beynimden alıp tekrar parmaklanma verir bunu ispat etmek
için çalışmalarımı yoğunlaştırdım. Babam dedi ki "oğlum bu
işi sakın bırakma ömrün olduğu müddet sana destek olmaya
gayret edeceğim yeter ki sen bunu bırakma çünkü ileride
senin için çok iyi ve çok güzel olacak."
yirmi yaşına geldim askerlik kağıdım geldi. Askerlik
şubesine gittim sen bahriyelisin. Yüzmeyi biliyor musun?
"evet" dedim, "seni bahriyeli yaptık" dedi. "iyi yaparız"
dedim tabi deniz hastanesine gön derdiler. Deniz
hastanesinde bir gözü hiç yok sağ göz hiç Görmüyor diye beni
ihraç ettiler. 25 yaşında evlendim. İki çocuğum oldu. Bir
kız bir oğlan. Kızım mine oğlum ümit. Hiç bir işe giremedim.
Ankara'da Keçiören Rehabilitasyon merkezinde 6 ay eğitim
gördüm. Ordan çıktıktan sonra fabrikaya girdim. 3 sene
çalıştım. Gitme gelme çok zordu. Küçükçekmece'den Merter'e
gidiyordum.çok zordu başaramadım. Ve ayrıldım. Birgün
derneğe Çek cumhuriyetten bir çağrı gelmiş. Festivalimiz Var
sızın bildiğiniz görmez sanatçıyı davet ediyoruz. Bizim Joan
Erojön şuan menajerim olan Joan 1 a biz eşrefi göndereceğiz
ama dil bilmez sen onu götür müsün dediler ve joan la
atölyemde tanıştık. Kabul etti ve çek cumhuriyeti ne gittik.
Orada 15 gün kaldık. Çek cumhuriyetten sonra joan'la ile
noter huzurunda menajerlik sözleşmezi yaptık ve ilk defa
Amerika'ya gittik. Bu seyahat kendi gücümüz ve çabalarımızla
ilk seyahatimizdi. Amerika'da Türk evine gittik. New York'a
orada bir sergim oldu. Amerika'da ikinci sergim Kelvin
ailesinin başlattığı festival her sene oluyor, bir gösteri
yaptım. Bir sergim de Şjkago'da oldu. Oradaki olay çok
ilginçti. Harvvard ünivertesindeki bilim adamları beni merak
etmişler Boston a çağırdılar. Joan ve ben kabul ettik,
gittik benim beynimi incelediler. Orada bilgisayar'a program
yapmışlar, beni MR cihazına sırt üstüne yatırdılar. Kafamı
bağladılar beynimi incelediler makina içine sokarak tabut
gibidi. makina sesinden rahatsız olmamak için kulaklarıma
tıpa taktılar, bilgisayardan sesleri duymak
için. MR cihazında 3 seans kaldım, birici 3 saat sürdü.
İkinci seans 1,5 saat üçüncü seans 2 saat sürdü. Tabi birkaç
içinde çalışma şöyle sürdü: bana yirmi çeşit parçalar
veriyorlar. çatal kaşık tarak küçük yelkenli gibi şeyler
veriyorlardı 3. bunu 18sn. incelemem gerekiyordu. 4.18 sn. 0
şeyi alıyorlardı. kalem kağıdı getiyorlardı. 18 sn.
çiziyordum, bu sefer 18 sn. içerisinde raskele çizgiler
çizdiyorlardı' 7. onuda elimden alıyorlardı. yine başka şey
veriyorlardı aynı süre çizdiriyorlardı.
daha sonra çizdiğin şeyleri üsten ve yandan hayal ederek çiz
diyorlardı ve çiziyorlardi. ve beynimi incelemeye devam
ediyorlardı., ve Proflar sanki çocuğa elma şekeri vermiş
gibi sevinç çığlıkları atıyorlardı, alkış kıyamet kopuyordu.
ve dediler ki "biz 30 seneden beri çalışıyoruz, sen tarihe
imza atacaksın, çok önemli şey. biz bunu dünya'ya yayacağız
araştırmalarımızı vereceğiz, ve ondan sonra gözlerimi
taramak istediler acaba hiç gördün mü? başka hastaneye
gittik.
Boston'da 4 tanede profesör vardı, onlardan bir tanesi prof.
Rio. önce 20 dk. muayane etti. yetmedi gözümü ilaçladıktan
başka bir aletle 20 dakikada incelediler ve raporu verdiler,
sol göz yok sol göz hiç görmez, ama çocuklukta görmüş mü?
durumunu ortaya koymak için başka has taneye gittik, çok
değişik bir Makine ya sokmak istediler ancak 20 dk. karanlık
odada durmak gerekiyormuş. Odava girmeden önce sağ gözüme 3
kat bant çektiler, tabi bende cebimden kalem kağıdı
çıkartarak şahane bir manzara çizdim. 20 dk sonra ışığı
yakınca bir şaşkınlık bağırması duydum. Hatta ben korktum
ne oldu diye. Resmi görünce şaşırmışlar. Daha sonra
gözümdeki bantları alarak gözlerimdeki bir ilaçla
uyuşturdular. Bir al te dayadılar yüzümü. Gözüme 5cm
yakınından o kadar güçlü vuruyorlarmış ki bunu sonra John'
dan öğrendim. Bilgisayar beynime ışık gidiyor mu çocuklukta
görmüş mü bunu grafiğimi yaptılar. Böyle bilimsel çalışma
benim için çok iyi oldu çünkü resimlerimi görenler beni
tanımadıkları için bir parça görüyor diye söylüyorlardı.
Bugüne kadar gittiğim yerler; İtalva, Kıbrıs, 3 kez Amerika,
Hollanda ve Çek Cumhuriyeti'ne, Çine gittim. Eşref Armağan
anadan görmez hiçbir eğitim almamış bilim adamlarını dahi
şaşırtan dünya'da tek görmez ressam.